Site içi arama

08/03/21

Flash Fiction

Eskiden New Yorker okurdum, hatta zaman zaman çıkan pop up abonelik tekliflerine atlayıp abone olmuşluğum da var. Ancak ne zaman ki Trump’ın başkanlık için adı gündeme geldi, derginin içeriği %60-70 e varan oranda doğrudan ya da dolaylı olarak Bay D.T. ile alakalı olmaya başladı. New York’un liberalleri türkişi siyasi iklime pek alışık olmadığından, gördükleri/yaşadıkları absürdlükler karşısında her geçen sayı bir öncekinden daha fazla ağlayınca dergi benim için okunur olmaktan çıktı. Ve hatta o kadar alakamı kesmişim ki böyle bir oluşumun varlığını bile hafızamdan silmişim.

Uzatmayalım, geçenlerde dergi bana abonelik yenileme maili atınca, dedim sevgili New Yorker, dur bakalım içerik olarak ne durumdasın. Sayfalarda gezinirken Ficton bölümünde alt bölüm olarak Flash Fiction başlığını gördüm. Daha önce dikkatimi çekmediğinden biraz kurcaladım. İşte Bulduklarım:

Flash Fiction, kendi içinde de alt başlıklara ayrılan bir anlatı biçimi. Temel olarak öyküden kısa olması gerekiyor:

  1. Flash Fiction: 1500 Sözcükten oluşan öyküler.
  2. Sudden Fiction: 750 Sözcükten oluşan öyküler.
  3. Drabble ya da Microfiction: 100 sözcükten oluşan öyküler.
  4. Dribble ya da Minisaga : 50 sözcükten oluşan öyküler.
  5. Twitterature: 280 karakter limitli, tek bir twitle paylaşılabilecek öyküler.
  6. 6 Sözcüklük öykü

En bilindik örneği: "For sale: baby shoes, never worn."

Batman of Shanghai

02/03/21

Pandeminin sorumlusu Bill Gates mi?

Bindiğim taksinin sürücüsü yol boyunca Bill Gates'ten tekerlekli sandalyedeki puşt diye bahsedip pandeminin sorumluluğunu adama yükledi. Adamın tekerlekli sandalyedeki diye bahsettiği muhtemelen Stephen Hawking'di. Bir şey demedim. Aşının çip takmak için değil ama nüfus kontrolu için yapıldığının altını çizdi. Aşı olanlarin kesin kısır kalacakları konusunda iddialiydi, kısırlik olmasa bile kansere sebep olacakmış. Taksi şoförüne göre tüm bu şeylerin planı çok önceden yapılmış. 

Şoför haklı olabilir miydi?  Üzerine dusunurken konudan bağımlı/bağımsız şöyle bir yazıya denk geldim: Bill Gates'in sahibi olduğu yazılım şirketi Microsoft, Japonya ofisinde 2019 yazında haftada 4 gün çalışma (cumalari da haftasonuna kalmışlar) denemeleri yapmis. Sonuçlar son derece olumluymuş:

Şu sıralar ne gidiyor